Yapay zekâ ve telif hakkı: Üretilen içeriğin sahibi kim?

Bir tasarım ajansı, müşterisi için yapay zekâ aracıyla bir logo taslağı üretiyor. Müşteri logoyu beğeniyor, marka tescili için başvurmak istiyor ve soruyor: “Bu logo kimin?” Aynı soruyu bir yayınevi, yapay zekâyla hazırlanmış kitap kapağı için; bir müzisyen, yapay zekânın önerdiği melodi üzerine kurduğu şarkı için soruyor. Sorunun cevabı tek cümlelik değil, ama mantığı anlaşılabilir.

Telif hukuku bir insan arar

Türkiye’de telif hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile düzenlenir. Kanun, eseri “sahibinin hususiyetini taşıyan” ve belirli türlerden birine giren fikir ve sanat ürünü olarak tanımlar. Eser sahibini de eseri meydana getiren kişi olarak belirler. Bu iki tanımın ortak noktası açıktır: Ortada bir insanın yaratıcı katkısı olmalıdır.

“Hususiyet”, eserin sahibinin kişisel izini taşıması demektir. Aynı konuyu iki fotoğrafçı çektiğinde, kadraj, ışık ve an seçimi farklı olur; telif koruması bu farkı korur. Yapay zekâ sisteminin kendisi hukuken bir kişi olmadığı için, onun tek başına ürettiği bir çıktının FSEK anlamında “eser sahibi” yoktur. Dünyadaki eğilim de benzer yönde: ABD Telif Hakkı Ofisi, yalnızca makine tarafından üretilen içeriğin tescil edilemeyeceğini, ancak insanın yaratıcı katkısının korunabileceğini açıkça ifade ediyor. Avrupa’daki yaklaşım da eserin, sahibinin kendi entelektüel yaratımı olmasını şart koşan çizgiye dayanıyor.

Reklam

Bir yelpaze olarak düşünün

Pratikte yapay zekâ kullanımı “hepsi insan” ile “hepsi makine” arasında geniş bir yelpazeye yayılır. Telif açısından değerlendirme de bu yelpazedeki konuma göre değişir.

Araç olarak yapay zekâ

Yazar romanını kendisi yazıyor, yapay zekâdan yalnızca yazım hatalarını bulmasını istiyor. Fotoğrafçı kendi çektiği kareden istenmeyen bir nesneyi yapay zekâ destekli bir araçla siliyor. Burada eserin sahibi tartışmasız biçimde insandır; yapay zekâ, fırça ya da kelime işlemci gibi bir araçtır.

Ortak üretim

Bir illüstratör yapay zekâyla on farklı taslak üretiyor, birini seçiyor, kompozisyonu değiştiriyor, figürleri elle yeniden çiziyor, renk paletini kendisi kuruyor. Ortaya çıkan işte insanın seçim, düzenleme ve ekleme katkısı belirgindir. Bu katkının korunması mümkündür; ancak koruma, makinenin ürettiği kısma değil, insanın eklediği yaratıcı unsurlara bağlanır.

Tek komutla üretim

“Gün batımında deniz kenarında bir kedi, yağlı boya tarzında” yazılıp çıkan görsel olduğu gibi kullanılıyor. Komutu yazmak bir fikir ortaya koymaktır, ama telif hukuku fikri değil, fikrin somut ifadesini korur. Bu durumda çıktının telif korumasından yararlanması oldukça zayıf bir ihtimaldir. Uzun ve ayrıntılı komutların durumu değiştirip değiştirmediği hâlâ tartışmalıdır; çünkü komut ne kadar ayrıntılı olursa olsun, son ifade biçimini belirleyen yine sistemdir.

Platformun kullanım koşulları ne söyler?

Birçok yapay zekâ hizmeti, kullanım koşullarında çıktılar üzerindeki haklarını kullanıcıya bıraktığını ya da devrettiğini belirtir. Bu, platformun size karşı bir hak iddia etmeyeceği anlamında değerlidir. Ama dikkat: Bir sözleşme, kanunun tanımadığı bir telif hakkını yaratamaz. Platform “Çıktı sizindir” dese bile, çıktı FSEK anlamında eser değilse, üçüncü kişilerin onu kopyalamasını telif hukukuna dayanarak engellemek zorlaşır.

Ayrıca koşullar platformdan platforma ve sürümden sürüme farklılık gösterir. Ücretsiz ve ücretli planlarda ticari kullanım izinleri değişebilir; bazı hizmetler aynı ya da benzer çıktının başka kullanıcılara da üretilebileceğini açıkça belirtir. Ticari bir projede kullanılacak aracın koşullarını okumak, projenin ilk adımı olmalıdır.

Madalyonun öbür yüzü: Başkasının hakkını ihlal etmek

Telif tartışması yalnızca “Bu benim mi?” sorusundan ibaret değildir. Daha pratik bir soru da şudur: “Bu çıktı başkasına ait bir eserin kopyası olabilir mi?” Yapay zekâ modelleri çok büyük miktarda içerikle eğitilir ve bazen tanınmış bir karaktere, bir sanatçının ayırt edici üslubuna ya da var olan bir metne fazlasıyla yakın sonuçlar üretebilir. Üslubun kendisi genellikle korunmaz; ama belirli bir eserin tanınabilir unsurlarını taşıyan çıktıyı kullanmak, kullanan kişiyi ihlal iddiasıyla karşı karşıya bırakabilir.

Eğitim verisinin hukuka uygunluğu ise dünyanın birçok yerinde mahkemelerde tartışılan, henüz netleşmemiş bir konudur. Son kullanıcının bu tartışmayı tek başına çözmesi beklenemez, ama riskini yönetebilir.

Marka, tasarım ve sözleşme boyutu

Logo örneğine dönelim. Bir logonun marka olarak tescil edilmesi, telif korumasından ayrı bir süreçtir; marka hukuku ayırt edicilik ve karıştırılma ihtimali gibi kendi ölçütlerine bakar. Yani telif açısından zayıf bir yapay zekâ çıktısı, marka olarak yine de tescil edilebilir. Ancak benzer bir işaretin başkası tarafından da üretilmiş olma ihtimali, ileride itiraz riski doğurabilir. Bu yüzden yapay zekâ taslağını başlangıç noktası olarak kullanıp tasarımcının belirgin biçimde yeniden işlemesi, hem telif hem marka açısından daha sağlam bir yoldur.

Çalışan, işveren ve serbest çalışan üçgeni

Telif tartışmasının sık gözden kaçan bir boyutu da işin kimin adına yapıldığıdır. FSEK, işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakların, aralarındaki sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, onları çalıştıran tarafından kullanılacağını öngörür. Yani bir şirket çalışanının mesai içinde, yapay zekâ desteğiyle ama belirgin bir yaratıcı katkıyla hazırladığı bir tasarımda, kullanma yetkisi kural olarak işverene geçer.

Serbest çalışanlar ve ajanslar için durum farklıdır; burada belirleyici olan, taraflar arasındaki sözleşmedir. Müşteri “Tüm hakları devrediyorum” maddesini görmek ister, ama devredilecek hakkın varlığı insan katkısına bağlıysa, sözleşmenin yapay zekâ kullanımını açıkça konuşması iki taraf için de daha adil olur. Hangi aşamada hangi aracın kullanıldığını yazmak, ileride doğabilecek “Bunu bana insan elinden çıkmış diye satmıştınız” itirazının da önüne geçer.

Pratik rehber: Hakkınızı güçlendirmek ve riski azaltmak

  • Sürecinizi kaydedin: Hangi aracı kullandığınızı, hangi taslakları seçtiğinizi, elle hangi değişiklikleri yaptığınızı gösteren dosyaları ve ara sürümleri saklayın. İnsan katkısını kanıtlamanın en iyi yolu budur.
  • İnsan katkısını artırın: Çıktıyı nihai ürün değil, ham malzeme olarak görün. Seçmek, düzenlemek, birleştirmek ve yeniden ifade etmek, korunabilir alanı genişletir.
  • Müşteriyle açık konuşun: Ajans ya da serbest çalışan iseniz, sözleşmeye yapay zekâ kullanımına dair bir madde ekleyin. Hangi hakları devrettiğinizi ve hangilerini garanti edemeyeceğinizi baştan yazın.
  • Tanınabilir unsurlara dikkat edin: Ünlü karakterleri, marka logolarını ya da yaşayan sanatçıların adını komutta kullanarak üretilen içerikleri ticari işlerde kullanmayın.
  • Benzerlik kontrolü yapın: Özellikle logo ve ambalaj gibi kritik işlerde, tersine görsel arama ve marka veri tabanı taramasıyla benzer işaret olup olmadığına bakın.
  • Kullanım koşullarını arşivleyin: İçeriği ürettiğiniz tarihte geçerli olan koşulların bir kopyasını saklayın; koşullar sonradan değişebilir.

Kısacası, yapay zekâyla üretilen içeriğin sahibi sorusunun cevabı çoğu zaman “Ne kadar katkı verdiğinize bağlı” olacaktır. Katkınız arttıkça hem hakkınız güçlenir hem de başkasının hakkını ihlal etme riskiniz azalır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Telif ve marka konularında somut bir uyuşmazlık ya da ticari karar söz konusuysa fikri mülkiyet alanında uzman bir avukata danışmanız önerilir.

“Yapay zekâ ve telif hakkı: Üretilen içeriğin sahibi kim?” haberi, Etesio Teknoloji’nin yapay zekâsı Safinaz tarafından Türkçeleştirilip yayına alınmıştır.

Reklam
Enver KOÇAK

Enver KOÇAK

Gaziantep merkezli yazılım mühendisi, yapay zekâ ve siber güvenlik uzmanı; Etesio Teknoloji'nin kurucusu ve enverkocak.com'un yayıncısı. Yapay zekâ modellerini, araçlarını ve sektördeki gelişmeleri günlük olarak takip ediyor; haberleri kaynaklarıyla birlikte Türkçe olarak derliyor. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (FSMSEM) – 560 saatlik Gazetecilik Eğitimi (Ağustos–Aralık 2024) sertifikasına sahiptir.

İlgili Haberler

Kodlama asistanlarıyla çalışmak: İyi pratikler ve riskler

Kodlama asistanları doğru kullanıldığında zaman kazandırır, yanlış kullanıldığında fark edilmesi zor hatalar getirir. Verimli çalışma alışkanlıkları, başlıca riskler ve bir gözden geçirme kontrol listesi.

Devamını oku