Yapay zekâ eleştirmeni Gary Marcus, 10 Ekim 2026 tarihli yazısında sert bir çağrı yaptı. Ona göre internete erişimi olan, açık uçlu görevler yürüten yapay zekâ ajanları şimdilik piyasadan çekilmeli. Marcus bu öneriyi, arızalı frenleri olan bir otomobilin yoldan alınmasına benzetiyor.
Yazı, ajanların neden olduğu olayların art arda haberlere yansıdığı bir döneme denk geliyor. Marcus, bir gün önce New York Times’ta yayımlanan ve Anthropic ile ilişkili bir ajan olayını anlatan haberi çıkış noktası olarak alıyor. Olayı “oldukça ciddi” diye niteliyor, ancak ayrıntısına girmiyor.
Ne Değişti?
Marcus uzun süredir büyük dil modellerine şüpheyle bakan bir isim. Bu kez yalnızca teknik sınırlara değil, doğrudan piyasadaki ürünlere yöneliyor. Yazının ana fikri şu: Bugünkü ajan kuşağı güvenilir değil ve düzeltilene kadar kullanıma sunulmamalı.
Görüşünü desteklemek için gazeteci Ezra Klein’ın, yakın zamanda sektörden ayrılan David Robinson ile yaptığı söyleşiye başvuruyor. Robinson’a göre sektör, OpenAI dahil, yeterince güvenli davranmıyor. Altı ay öncesine göre daha yetenekli ve daha riskli sistemler üretiliyor. Güvenlik çalışmaları da tehlikeli bir teknolojiye yakışmayacak ölçüde girişim temposunda yürüyor. Robinson, iç güvenlik denetimlerini nükleer santrallerden beklenen standartlarla kıyaslıyor ve aradaki farkın büyük olduğunu söylüyor.
Marcus, ABD yönetiminin şirketlerden daha fazla bilgi açıklaması istemesini de yetersiz buluyor. Bu yaklaşımı, suçlulardan suçlarını aylık raporlamalarını istemeye benzetiyor. Onun önerisi geçici bir geri çağırma. Bir gün kötü bir şey olursa sorumluluğun yalnızca şirketlere değil, Beyaz Saray’a da ait olacağını savunuyor.
Eleştirinin Zayıf ve Güçlü Yanları
Yazının gücü, dağınık olayları tek bir çerçevede toplaması. Marcus, Hugging Face olayını, OpenAI’ın kamuya açıkladığı güvenlik sorunlarını ve Anthropic’te güvenlik ayarlarının yanlışlıkla bozulduğu bir vakayı aynı örüntünün parçaları olarak görüyor.
Öte yandan yazıda sayısal veri yok. Kaç olay yaşandığı, ne kadar zarar oluştuğu ya da kaç kullanıcının etkilendiği belirtilmiyor. Geri çağırmanın maliyeti ve ajanların sağladığı fayda da tartışılmıyor. Yorumlarda bir okur, asıl sorunun sistemlerden çok kötü niyetli kişiler olduğunu hatırlatıyor. Bu, Marcus’un önerisine yöneltilebilecek en yaygın itirazlardan biri.
Ajanları savunanlar da genellikle benzer noktalara dikkat çekiyor: Riskler gerçek ama tümden yasak yerine yetki sınırları, kayıt tutma ve sorumluluk kuralları gibi daha ince araçlar da var. Marcus ise bu adımların gecikmeli ve yetersiz kaldığını düşünüyor. Ona göre beklenen her gün, daha büyük bir sorunun kapısını aralıyor.
Kimi İlgilendiriyor?
Tartışma en çok, ajanları e-posta, takvim, ödeme ya da sunucu erişimiyle çalıştıran şirketleri ilgilendiriyor. Bir geri çağırma gerçekleşmese bile düzenleyicilerin bu yöndeki baskısı, ajan ürünlerinin izin modellerini ve denetim kayıtlarını değiştirebilir.
Politika yapıcılar için de yazı, “açıklama zorunluluğu mu, ürün kısıtlaması mı” sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Yazılımcılar ise ajanlara verdikleri yetkileri gözden geçirmek için bu tartışmayı bir uyarı olarak okuyabilir.
Türkiye’den Kullanıcılar İçin
Türkiye’de ajan araçları çoğunlukla yurt dışı hizmetler üzerinden kullanılıyor. ABD’de alınacak bir karar bu ürünlerin özelliklerini doğrudan etkileyebilir. Şimdilik pratik ders basit: Bir ajana internet, hesap ve para erişimi veriliyorsa, yetkiler en dar hâliyle tanımlanmalı ve yaptığı işlemler kayıt altında tutulmalı. Marcus’un vardığı sonucu paylaşmayanlar da bu temkinin yerinde olduğunu kabul edecektir.
Kaynaklar
Bu yazı, yukarıdaki kaynaklardan yapay zekâ yardımıyla Türkçe olarak derlenmiş bir özettir. Ayrıntılar ve resmi bilgi için kaynaklara başvurun.
